Libido - Cinselliğin Kaynağı
Libido adı verilen cinsellik dürtüsü insanı cinsel eylem
arayışına iten ve aynen açlık, susuzluk, kendini koruma dürtüleri gibi
çalışan bir "itici güçtür". Açlık, insanı gıda aramaya ve kendini beslemeye
yöneltir ve amacı bedenin yaşamını devam ettirmek için ihtiyaç duyduğu
maddeleri almasını sağlamaktır. Benzer bir şekilde libido insanın kendi
neslinin devamını sağlamaya yönelik olarak çalışır ve onu karşı cinsten
biriyle birleşerek yeni bir canlı dünyaya getirmeye yöneltir.
Cinselliğin kaynağı elbette bu kadar basit tarif edilemez. Zira "libidonun"
başka kaynakları da vardır: Cinsellik, kendini tatmin ihtiyacı, gevşeme
ihtiyacı, zafer kazanma ihtiyacı, ait olma ihtiyacı, beğenilme ihtiyacı,
hayran olunma ihtiyacı, karşı tarafı fethetmiş olma duygusu yaşamak amacına
yönelik olarak başlatılabileceği gibi çok ileri durumlarda sadizm ve
mazoşizm gibi eğilimlerin eyleme dönüştürülmesine yönelik de çalışabilir.
Yaş ve ilişki sıklığı
Sağlıklı bir erişkin 30-40 yaşları arasında haftada ortalama 1-4 kez
ilişkide bulunur. Bu sabit bir sıklık değildir. Kişiden kişiye, aynı kişide
farklı zamanlarda ilişki sıklığı geçici olarak artabilir veya azalabilir.
Yaş ilerledikçe ilişki sıklığında azalma eğilimi gözlenir. Kişide cinsel
ilişki sıklığını belirleyen, kişide cinsellik dürtüsünün doyurulma
ihtiyacıdır. Yaşla birlikte sıklık azalmasına rağmen, cinsellik arzusunu
doğuran kaynağın gücü aynıdır, ancak kaynağın doyurulma ihtiyacı azalır.
Kadın libidosu
Libido kadında ergenlikten 35 yaşına kadar artar, 45 yaşına kadar sabit
kalır ve çok ileri yaşlara kadar gücünü korumaya devam eder. Kadın sağlıklı
olduğu sürece yine çok ileri yaşlara kadar orgazm olabilme kabiliyetini
korur. Hatta menopoza yaklaşmakta olan bir kadında gebelik oluşma
ihtimalinin giderek azalmasıyla birlikte azalan gebe kalma korkusu,
çocukların büyümesiyle birlikte ev iş yükünün azalması gibi etkenler kadında
bu dönemlerde libidonun artmasına bile neden olabilir.
Gebelik döneminde kadında gebeliğin farklı dönemlerinde libidoda önemli
değişiklikler ortaya çıkar. Özetle gebeliğin ilk üç ayında gebeliğe henüz
uyumun sağlanılmaya çalışıldığı dönemlerde kadınların önemli bir kısmında
libidoda ve cinsel ilişki sıklığında azalma gözlenir. İkinci üç aylık dönem
genellikle kadının gebeliğe uyum sağlamış olduğu, gebeliğin erken döneminde
görülen bulantı, kusma ve halsizlik gibi şikayetlerinin azaldığı ve genel
olarak anne adayının kendini en iyi hissettiği bir dönemdir ve libido
sıklıkla artmış olarak geri döner. Son üç aylık dönemde ise rahimin
büyümesinin yarattığı mekanik etkiye bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli
rahatsızlıklar, yaklaşan doğumun özellikle ilk defa anne olacak kadında
yarattığı endişe ve diğer etkenler libidonun genellikle tekrar azalmasına
neden olur.
Kadın menopoza girdiği andan itibaren kanda östrojen hormonunun azalmasıyla
birlikte kadın genital organlarında atrofi adı verilen değişiklikler meydana
gelir. Vajina dokusu "incelir", elastikiyetini kaybeder, kadın uyarılsa da
genital bölgenin salgılarının artarak ilişkiye hazır hale gelmesi daha uzun
sürer. Genital bölgedeki bu değişiklikler ve "kuruluk" kadında ilişki
esnasında ağrıya, ilişki sırasında ve sonrasında idrar yaparken yanma gibi
şikayetlere neden olabileceğinden bu dönemde kadında libidosunda azalma
görülebilir. Bu sorunu yaşayan kadınlarda çeşitli yollardan (tablet, flaster,
fitil gibi) uygulanan östrojen tedavisiyle bu sorunların etkili bir şekilde
giderilmesi mümkün olabilmektedir.
Erkek libidosu
Erkekte libido 20-30 yaşlar arasında doruk noktasına çıkmış durumdadır ve bu
dönemde cinsel ilişki sıklığı da en üst seviyededir. Erkek bedensel ve
ruhsal açıdan sağlıklı olduğu sürece ileri yaşlara kadar ereksiyon ve orgazm
olabilme özelliklerini koruyabilir. Yaş ilerledikçe (70 yaş ve üzeri) doğal
olarak ortaya çıkan değişiklikler ereksiyon etkinliğinin azalmasına neden
olabilir.